28 Aralık 2005

"YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN"




BEMBEYAZ YAĞAN BİR KAR,
NE YAŞANMIŞSA YAŞANSIN ÖRTER GEÇMİŞİN HATALARINI...
YENİ BİR GELECEK SUNAR BİZE VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ...
HERKESİN YENİ YILINI ŞİMDİDEN KUTLAR , YENİ BİR YILIN SİZE MUTLULUK,BAŞARI VE SAĞLIK GETİRMESİNİ DİLERİM..
İZMİRLİ KUĞU

26 Aralık 2005

"UĞUR ARSLAN" süper bir şiir


Deniz Feneri

Sen, Deniz Feneri ,
Hüzünlü bir kış günü başladı yolculuğun ,
Çocukluğun yıkık kentlerde
Ve kesme kaya caddeli ahşap evlerde geçti.
Okuma yazmayı öğrendiğin Gazetelerdeki terör sayfaları
Ve Haliç tersanelerinde korsanlar Evden çıkarken vedalaşırdı babalarla evlatlar...
Her sokağın başında anaların isyanı dururdu.
Ve günler kısa ama geceler uzun olurdu.
Bir kurşun bir liraya
Ve bir hayat bir kurşuna mal olur,
Senin doğduğun yerlerde İnsanlar can evinden vurulurdu.
Sen Deniz Feneri,
Sarayburnu'nun dimdik delikanlısı
Yavuz zırhlısında deniz piyade eri Yetmişikiye dört çakı gibi asker
Arkadaşının kaza kurşunu izini sırtında taşıyan
Ve giderken bıraktığı sevdiğini döndüğünde bulamayan...
Yıkar mı bizi bu sevda!
Bir aşk delikanlıyı bozar mı be adam?
Hadi kalk!Eski günlerde olduğu gibi Karanlığa yine ışık yak!
Arka bahçedeki mahalle kavgalarında Kaşına sapan taşı geldiği günden beri
Hani kanına kanımı sürdüğüm o günden beri
Can dostum ve kan dostum
İster kalbine gömdüğün sevdamın aşkına
İster Allah'ın aşkına Kalk bir ışık yak ve bir kor düşür yüreğimize
Savaşmak ne güzel bir şey uğruna Ve yeniden âşık olmak...
Ve Sen Deniz Feneri Sarayburnu'nun dürüst delikanlısı
Kalbine gömdüğün aşkın
Gönlündeki sevdan ve aydınlık gözlerinle
S enin işin karanlığa korkuturcasına bakmaktı
Ve sana en yakışmayan şey ağlamaktı.
Deniz Feneri ,
Unutmadık o günleri Sevdamız yüreğimizde gizli kalır
Ve mahallenin kızına âşık olmak Ayıp sayılırdı
.Bir kıza âşık olmak bir de parkayı çıkarmak haramdı
Ve dünya dedikleri şey yalandı...
Paranın geçmediği günler vardı gençliğimizde
Ve namerdin yıkamadığı mertliğimiz
Silah çekmek ve tesbih sallamak değildi delikanlılık
Tesbihi çekmek, silahı saklamaktı
Yazık...
Gün geldi delikanlılık kabadayılığa yenildi
Sonra üç kuruşa satılan sevdalar ve ucuz aşklar
Artık senin işin değildi...
Sen Deniz Feneri
Sarayburnu'nun dik ve yitik delikanlısı
Ne geçmişten yükselen ağıtlar anlıyor seni
Ne de geleceğe satılan aşklar
Sen doğarken bir ölüm şaşkınlığıyla
Gökyüzüne uzanmış düşmanlık türküleri
Suçüstü yakalanırken en güzel umutların
Gözlerini bir ihanet anında açmışlığın
Ve yakmışlığın gecenin karanlığına en derin aydınlığını..
Hey Deniz Feneri!
Parayla satın alınamayacak aşkların sevdalısı
Çektiğin çileleri özenle saklıyorsun seyir defterinde
Sarayburnu'nun dimdik ve yakışıklı delikanlısı...
Gidiyorsun belki Deniz FeneriSana "kal" diyemem giderken
Sevmek kadar ölmek de kader
Ama giderken bile ışığın yol göstersin kayıp gemilere
Gözlerin gökyüzünü aydınlığa bürüsün
Ve sen ölsen bile bir gün Nâmın yürüsün
Ve sen ölsen bile bir gün Nâmın yürüsün...
Uğur Arslan

20 Aralık 2005

"Güzellik , Eğitim ve İnsanlık"

Arkadaşlar bunca genç yaşıma rağmen benimde güzellikle , eğitimle ve insanlık ile ilgili bir çok örneklerim oldu...

Sizce ;

  • Güzellik tek başına bir anlam ifade eder mi ?
  • Sadece eğitim almak insanı insan yapar mı?

Ne kadar güzel olursan ol herkese karşı içinde kötülük, kin , nefret ve kıskançlık olsun ne işe yarar ki ? Önemli olan samimiyetlilik , içtenlik ve doğallıktır...Bunun gibi bir çok özellikler... Böyle davranmak ki gerçekçi olarak yapmacık değil güzelliğine güzellik katar...

Eğitim almak gerçekten önemli ama tek başına eğitim almak bir işe yaramaz...İnsanı insan yapmaz... Yanında insanlık eğitimide almak gerekir...Eğitim bizler için ne kadar gerekli ise insanlık da bir o kadar gereklidir...Mevlana'nın bir sözü vardır... Hepimiz biliriz biz bu sözü " Ne insanlar gördüm üzerinde elbise yok , ne elbiseler gördüm içinde insan yok"

19 Aralık 2005

Bunu Biliyormuydunuz? ("Hz. Mevlana" )

Hz. Mevlana'nın , Müridi Siraceddin'in evinde misafir kaldığı gün sabah kadar namaz kılıp rabbine niyazda bulunması üzerine , Müridinin;
"Sultanım sabah oldu.Bir nefes dinlenseniz"
diye ricada buunduğunu ....Bunun üzerine Hz.Mevlana'nın ;
"İyi ama ,eğer biz de uyursak bunca uyuyana kim imdat edecek"
diye hikmetli bir cevap verdiğini biliyormuydunuz?

14 Aralık 2005

"YALNIZLIK"

Güneş çoktan yok oldu gökyüzünde...Umutlarım yıkıldı yine...Zamanı durdurmak istiyorum ama bir türlü durduramıyorum...Odamın içindeki sessizlik beni büsbütün kahrediyor...Ama yinede zorlukla nefes almaya çalışıyorum...Yatağıma uzanıp yattığım an yılların verdiği acıların yüreğime biriktiğini hissediyorum...sessizliğin ne kadar acı , hayatın ne kadar acımasız olduğunu işte o an anlıyorum ...

Veee sonra düşünüyorummm kiii bu dünya tek başına çekilmiyormuşşş...
İzmir'li Kuğu

8 Aralık 2005

"Temizlik Hastalığı"

Bendeki bu temizlik hastalığı birgün beni öldürecek...Yaa var mıdır? benim gibi olan...Temizlediğim yerleri tekrar tekrar temizlemek ...ufacık bir çöpün bile gözüme çok büyükmüş gibi görünmesi...

Evde, işte , miasafirlikte her yerde titizliğimi belli etmek ....

Yani nerede ise detrjanı bile deterjanla yıkıcam :))

Bir bayan olarak kendimle gurur duyuyorum ama fazlasıda zarar diye düşünüyorum ...

7 Aralık 2005

"Kahve Molası"


Is yasaminda önemli yerlere gelmis bir grup eski mezun arkadas grubu üniversitedeki hocalarindan birini ziyarete gitmis. Cesitli konular konusulduktan sonra sohbet, isin yarattigi strese ve hayatin zorluklarina gelmis.
Yasli üniversite hocasi ziyaretcilerine kahve ikram etmek üzere mutfaga gitmis ve degisik boy, renk ve kalitede bir cok fincanin bulundugu bir tepsiyle geri dönmüs. Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanlari ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarini söylemis.
Tüm eski ögrenciler kahvelerini alip koltuklarina döndügünde hocalari onlara sunu söylemis: "Farkina vardiniz mi bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahali fincanlarin hepsi alindi, masada yalnizca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldi. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama iste bu demin bahsettiginiz problemlerinizin ve stresin nedeni.
Hepinizin istedigi fincan degil, kahve iken, bilinçli olarak herbiriniz birbirinizin aldigi fincanlari gözleyerek daha iyi olan fincanlari almaya ugrastiniz. Yasam kahveyse, is, para ve mevki fincandir. Bunlar yalnizca Yasam'itutmaya yarayan araçlardir, ama Yasam'in kalitesi bunlara göre . Bazen yalnizca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çikarmayi unutabiliyoruz."

5 Aralık 2005

"HATA ÜSTÜNE HATA YAPMAK"




Bir hatayı yaptıktan sonra , tekrar aynı hatayı yapmak bana ters...Bazı insanların "olacağı varmış olmuş " düşünceleri bana göre yanlış ...Ben böyle düşünmüyorum ...
Eğer o hatayı yapıyorsan ondan dersini alıp bir daha yapmamaktır.Tabikide hatasız kul olmaz ama aynı hatayı üst üste tekrarlamak insanın nasıl bir karakter olduğunu ortaya çıkartır...

Sizcede öyle değil mi?

"BABAM ve OĞLUM"


Hafta Sonu sinemada bu filmdeydim...Gerçekten süper film olmuşşş...Tek kelime ile mükemmelll....
Bir adam ;
Bir tarafında babası , bir tarafında oğlu arada kalmak ne kadar zor bişiii....Fazla anlatmayayım filmin heycanı gitmesin.....Arkadaşlar hepinize tavsiye ederim....
Mutlaka gidin ve seyredin...

İzmir'li Kuğu

2 Aralık 2005

"Ne Çekerse anılarından çeker insan"




Düş Hekimi YALÇIN ERGİN bir yazısında şöyle der :
"Ne çekerse anılarından çeker insan"
Çok doğru söylemiş...Geçmiş dönemlerimizde yaşadığımız anılarımız ya bize acı verir ya da sevinç...Ama o artık geçmişte kalmıştır ve bir daha geri gelmiyecektir...O yüzden geçmişimizdeki anıları geride bırakıp gelecekteki hayatımıza bakmalıyız.
Peki sizlerin düşüncesi nedir? geçmişini bırakıp geleceğine özenle bakan var mıdır?
Bence çok az insan vardır....

11 Kasım 2005

FIKRA DEĞİL BENCE GERÇEK

"Adam koltuğunda, gazetede 'Gün boyu kadınların erkeklerden çok daha fazla konuştuklarını' okumuş..
Kendi de bundan şikâyetçi.. Gazeteyle mutfağa koşmuş,
"Bak.." demiş, "Erkekler günde toplam 15 bin kelime konuşurken kadınlar 30 bin laf ediyorlarmış.."
Karısı gülmüş..
- "Tabii.." demiş, "Söylediğimiz her şeyi tekrar etmek zorunda kalıyoruz!..
-"Ne dedin?.. "


bana kalırsa bu fıkra değil gerçekten alınmadır ...neden mi?
Çünkü erkekler hep bayanların söylediklerini kulak ardı edip ikinci bir defa daha söyletirler...Hatta bu bazen 3 e ve 4 de de çıkabilir :)

İzmir'li Kuğu

10 Kasım 2005

"SOKAKTAKİ MELEKLER"


Evet Sokaktaki Hayvancıklarımızdan bahsediyorum ...

Hepimiz görüyoruz hayvanlarımıza yapılan insanlık dışı , insanlığa sığmayan olayları ama hiçbirimiz yardım elimizi uzatmıyoruz...

Hayvanları sevmeyenler insanlarıda sevmezler ki hayvanları üzdükleri gibi de insanları da üzerler.Meleklerimiz bize insanlardan daha çok sadık ,daha çok arkadaş ve daha çok dosttur.

Neden İnsanlar bunu bilmezlikten gelirler ?
Hep kötü davranıp dururlar ?

BİLMİYORUM ... BİLMİYORUM... BİLMİYORUM....

İzmir'li Kuğu




18 Ekim 2005

DEPREMMM !!! (17.10.2005 PAZARTESİ)

Evet dün yaşadığımız ve bizi çok korkutan depremden bahsediyorum....

Belki 17 ağustos depremi belkide Pakistan da belkide bir çok yerde yaşanılan ve bir sürü insanın göçük altında kaldığı depremler gibi olmasada hepimizi sokağa fırlatan depremmm...

Deprem de aklımıza ilk gelen ya bina çöker altında kalırsam,sevdiklerimi göremezsem korkusu vardı...Ama Allaha çok şükür hiçbir can kaybımız olmadı...Bu da bizi sevindirdi...
Allahım bir daha yaşatmasın...
Hiç bir ülkeye...

Bütün İzmir'li lere büyük geçmiş olsun...

İzmir'li Kuğu

29 Eylül 2005

NEDENNN !!!

Eskiden yaşanılan aşklarr varmış, yaşandıkça güzelleşir , sevildikçe sevdiklerini bilirlermiş...
Ama şimdi nerdeee !!!
Birinci gün aşık olan İkinci gün terkediyorrr...

Peki nedennnnn?

Yaşamalı hayatı

Yaşamalı insan hayatı delice ,bakmalı çevresindekilere dalıp dalıp gitmeli hayallere...Pencereden bakıp güneşin sıcaklığını ayın ise ışık saçmasını izlemeli...
Geçmişi unutup geleceğe bakmalı ...

Zamanını boşa harcamamalı .

İzmir'li Kuğu

Gülümseyen Gözler

Gülümseyen gözlerle bakmalı hayata.Fotoğraflar mutlulukları yansıtmalıRenklerinde coşkuları olmalı çocukluğunSeyrinde dalıp kaybolmalı anıların, umutların. Düşündürtmeli tüm hüzünleriİçini burkmadan acıların.Hayalini kurmalı yarınların ve düşürmeli arzuları yakamozlara.Göz kırpmalı hayat denizin çığlığında.Suları durgun ve mavi.Fotoğraflar açlığı yansıtmalı.Güzelliklere, saygıya , dostluğa, doğaya , duruluğa.Rüzgar kokusunu getirmeli yamaçlardan.Saflığın timsali papatyaların.Sarısında hazan gülleri olmalı,şiddetinde gözleri. Bakmalı yeşili çayırların. Fotoğraflar bizi yansıtmalı Önce insanlığı ,sonra mantığı,sonra sevdaları.

26 Ağustos 2005

İnanılmaz... Ben inanamadım....

30 Saniye boyunca gözlerinizi kırpmadan resmin ortasındaki 4 küçük noktaya bakın!..30 Saniye sonra kafanızı geriye yaslayıp gözlerinizi sımsıkı kapatın!Gözlerinizi kapattıktan sonra kafanızın içinde parlak renkli bir daire oluşacak!Bu dairenin içine gözlerinizi kesinlikle açmadan konsatre olup bakın!Gözlerinize ve Beyninize inanamayacaksınız!....

10 Ağustos 2005

Temel Fıkralarını Hepimiz severiz değil mi?

Astronot Temel

3 astronot uzaya gidecek.Bunlardan biri alman biri ingiliz biride bizim Temel.Bunlar yıllarca gelmeyecekleri için en önemli ihtiyaclarını sorarlar.Alman bana sarışın,esmer,kumral hatun der.İngiliz bana bol bol içki der.Bizim temel baaa bol bol cigara der.Neyse istekler temin edilip uzaya fırlatılıyorlar.3 astronot aradan yıllar geçiyor geri dönüyorlar.Tabi aileler merakla bekliyor.Önce alman iniyor dalyan gibi alman olmuş iğne iplik.Sonra ingiliz iniyor adam zil zorna sarhoş.Tabiki sıra Temele geliyor.Temel kapıda görünür görünmez bi fırlıyor agzında cigarayla: -"Allahını seven baaa ateş versuuun"


Yunus Temel

Temel ölmüş. Öteki dünyada görevliler listeye bakmış ve Temele: - Ya senin adın listede yok sen bugün ölmeyecektin yanlışlıkla ölmüşsün. Seni tekrar dünyaya göndereceğiz. Ama kurallara göre insan olarak gönderilemezsin. Ancak istediğin bir hayvan olarak dünyaya gönderileceksin. Ne olmak istersin? Temel biraz düşündükten sonra, "Yunus olayım", demiş. Ve anında yunus olarak dünyaya ışınlanmış. Aradan 3 dakika geçmiş ki Temel tekrar öteki dünyaya dönmüş. Görevli sormuş: - Ne oldu ya?.. Biz seni şimdi gönderdik niye geldin? Temel masum bir şekilde cevaplamış: - Yüzme bilmiyorum, boğuldum...


Temelin Vasiyeti

Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu : - Yahu pizum Temel nasil öldi? - Kalpten cittu, dediler. - Vasiyetu filan var miydu? - Var idu. "Beni denize gömün" demis idu. - Cömdünüz mü? - Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk...

Temel uçakta

Temel uçakla Trabzona gidecekmis. Oturmus bir yere rasgele... Asil yer sahibi gelmis; Yer sahibi: Beyfendi burasi benim yerim kalkarmisiniz? Temel: Hayir Yer sahibi : Beyfendi burasi benim yerim kalkin Temel: Hayir Yer sahibi gider hostese basvurur. Hostes: Beyefendi burasi sizin yeriniz degil kalkarmisiniz lütfen Temel: Kalkmam Hostes çare bulamayinca kaptana basvurur. Kaptan, Temel'in kulagina bisey fisildar ve Temel gecer arka tarafa oturur. Herkes hayret etmis biz bu kadar ugrastik kalkmadi acaba Kaptan nasil kaldirdi bunu. Dayanamayıp sormuslar kaptana: Kaptan: -Dedim ki Burasi Trabzon'a Gitmez.


Temel Mike Tyson ünvan maçiBir gün Temel Mike Tyson ile ünvan maçina çikmis. Daha ilk yumrukta Temel nakavt olmus.Hakem bir, iki, üç dört.. sayarken menajeri Temel'in kulagina;-"Sakin dokuzdan önce kalkma" demisTemel hafifden gözlerini aralayarak menajerine;-"Saat kaç?"

9 Ağustos 2005

"Şimdi Canım Tatile gitmek istedi Yaaa"



Simdi sen isyerinde falansindir. Yanagina elin dayali sikilmaktasindir.Ya da gazeteyi almis tersyüz etmektesindir sikintiyla. Haklisin. Evet haklisin:Gitmeli buralardan. Gitmeli!
Denizin betonlar içine sikistirilmadigi yerlere gitmeli.
Gökyüzünün sokak araliklarina bölünmedigi, "Kesintisiz Gökyüzü Diyarlarina" gitmeli.
Küçük bir çantayla, her seyi evde unutarak,
kisa dönemli mülksüzleserek,hafifleyerek denize inmeli.
Sabaha karsi bir gün bir arabaya atlayip, hizla yola çikmali.
Dag yollarinda çesmelerde durup sulari dirseklerden akitmali, boynu islatmali,
islak islak rüzgârda durmali. Ilk kir kahvesi, bir yolculuk sürprizi olarak,
civarin en güzel kahvaltisini hazirlayan yer olmali.
Domates günesi kizil yansitirken, salataliklar insanin içini genisleten kokusuyla kitirdarken tepenizdeki agaçtan yapraklar düsmeli tahta masaya.Sehrin naylonlu ekmeklerinden degil, kol içi gibi beyaz ve yumusak ekmeklerden getirmeli bir yasli, güleç kadin durmadan.
Yumurtanin sarisi gün batiminin seker rengi gibi aniden ortaya çikivermeli. Cemal Süreya'nin dedigi gibi:"Kahvaltinin mutlulukla bir ilgisi olmali."***Sonra kekikli yollardan, dikenlerin üzerinde circir böceklerininuyuklatan seslerinden geçmeli. Tuhaf tabelalara, komik kamyon arkasi yazilarina gülünmeli. Gevsek gevsek yol alinmali.
Yol su gibi akmali, sehir üstünüzden basinizdan su gibi... Akita akita iyice temizlenince beyaz boyali birpansiyona varmali. Sabun kokmali çarsaflar.Her seyi öylece birakip, plansiz programsiz denize "cup!" diye dalmali.Cup!Denizin altina bakmali. Denizin dibinde güler misiniz siz?
Baliklar yanaginizdan geçince, yosunlar ayaklarinizi gidiklayinca veya akliniza simdi sehirde olmadiginiz, tam burada oldugunuz gelince...
Gülümseyin. Sanki denizin dibinde yasiyormussunuz gibi oluyor, nedense.
Bir de söyle tam dipteyken yüzünüzü suyun yüzüne döndürmeli.
Denizin dibinden günese baktiniz mi hiç siz? Insan gümüsbaligi gibi oluyor, nedense.Pansiyon sahibi aksama ahtapot salatasiyla, zeytinyagli iç bakla yapmali.
Sarmisakli yogurdun üzerine, nese olsun diye iki damla zeytinyagi dökmeli.
Nereden bulmussa sakiz rakisi almis olmali. Çam kokmali içiniz; orman gibi bir sey olmalisiniz.
Eski bir radyo açik olmali. Müzeyyen Senar "Kapildim gidiyorum bahtimin rüzgârina" sarkisini söylemeli.
Bütün sevdiginiz sarkilar art arda gelmeli, ayikken asla anlatamayacaginiz o büyük coskulu hüzün basmali gögsünüze.
Iki satir bir yere not almak gelmeli içinizden.
Sanki peçeteye bir seyler karalarsaniz bugünü hep elinizde tutabilecekmissinizgibi. Öyle tuhaf bir sey yani.
Yataga tüy gibi düsmelisin sonra. Uyudugunu bilmemelisin.
Rüyana baliklar girmemeli; sen rüyanda kendini bir balik olarak görmelisin.
Ertesi gün daha kim bilir neler yapacaksin? Uyurken sanki bu yüzden acele edersin.
Uyandiginda ise bir an durursun kalkmadan önce, denizin sesini dinlersin."Buradayim" dersin, "Tam burada!" öyle kendi kendine gülersin.